Ciğer ve cacık söyledim, ne kadar zengin olsanız da esnaf lokantasını özlüyor insan...
Ben yerken, hemen ön masaya bir baba kız oturdu.
Garson;
"Her zaman ki gibi mi abi" diye sordu.
"Evet" dedi babası, yüzü kıpkırmızı..
Biraz sonra az tavuk suyu geldi ama nedense bir taneydi..
Aklıma ben yedi yaşındayken annemin vefat ettiği zamanlarda babamın lokanta da yaptığı geldi.. Parasızdı ama ayda bir defa da olsa mutlaka çorba ile içimi ısıtırdı..
Üstü başı da düzgün değil baba kızın. Acaba neden az ve bir tas çorba?
Canı mı istemedi babanın yoksa?
Sorsam, ya kızarsa..
Aklıma bir fikir geldi.
Cebimden kalemi çıkardım, masamda ki adisyon fişinin arkasına yazdım..
Tatlı söyledim, garson hemen getirdi.
Kâğıdı uzattım, göz kırptım.
Okudu.. Kasaya doğru gidip patronuna uzattı. O da bana bakıp okey işareti yaptı..
Ve patron ayağa kalkıp;
"Sevgili dostlarım, müşterilerim.
Dün benim 20 yıl sonra ilk defa çocuğum oldu..
Müsaade ederseniz bugün yemekler benden..
Herkes hem çorba, hem yemek hem de üstüne tatlı yiyecek.."
Herkes tebrik etti, zaten içerde yedi, sekiz kişi vardı. Herkes bir şeyler yedi. Ama benim gözüm baba kızın üzerindeydi..
Hiç sesleri çıkmıyordu. Kız yemeğine devam ediyor, babası da küçük küçük ekmekler kopartıp ağzına atıyor..
Ama lokanta sahibi benden uyanık, benden zeki..
Hemen yanlarına gitti;
"İkram ve hediye geri çevrilmez kardeşim." dedi, siparişleri aldı, söylenenden fazlasını getirdi..
Kızın kaşığından dökülen pilavları bile eli ile alıp ağzına atarken gülüşünü unutamıyorum.
Babasının da koca koca parçalar halinde ekmeği koparıp etli yemeğin suyuna banışını da..
Çaktırmadan onları izlerken ağlamışım, bir kaç damla da yemeğime damlatmışım..
Hesabı ödemeye gittiğimde, onlar görmesin diye arkamı döndüm.
Baktım ki, kâğıda patron 315 TL. yazmış, almış kalemi eline, üçü çizip bir yapmış.
Hiç konuşmadık, bir kelime etsem o da ağlayacak..
Neyse, kapıya çıktım, sağa sola baktım. Arabamın yerini bile unutmuşum.
Arkamdan garson yetişti.
"Anahtarı masada unutmuşsun abi" dedi.
Biraz duraklayıp;
"Ne iyi adamsın sen" deyince utandım.
Hayırlı işler dileyip giderken, garson son bir cümle söyledi bana..
"Abi, bizim patronun tek kızı vardı, onu da geçen sene kanserden kaybetti..."
*
Bu, elbette bir hikâye..
Eminim yaşanmış örneklerini duymuş, yaşamış, hatta yapmışsınızdır da. İnsanın içini ısıtan, birbirimizi yemekten daha keyifli bir davranış olan iyiliğe el uzatmak ne güzel bir davranış öyle değil mi?
Bu gibi durumlarda içiniz ısınsın istiyorsanız siz de iyiliğe el uzatın..
Güzel bir gün diliyorum,
Sevgiyle
