Değerli okurlar,
Fransa’nın başkenti Paris’te 17 yaşındaki Nael adlı bir gencin trafik polisinin dur ihtarına uymamasının ardından öldürülmesi sonrası ülkede şiddetli gösteriler başladı.
Bizdeki "Gezi"ye benze bir olay ama gezi ile uzaktan yakından bir alakası yok…
Devrim mi?,
Bence hiç değil….
Ama ileriye gebe "sınıfsal"
bir savaş doğabilir…
Birkaç gündür Fransa'da ekonomiden "illallah" demiş, emeğinin ve alınterinin hakkıyla yaşayan dar gelirli bir kesim, Nael adlı gencin öldürülmesi bardağı taşıran son damla oldu ve öfke patlaması yaşıyor…
Ayaklanan insanlar kimler derseniz Bunlar artık "Göçmen" değil; Dar gelirli, etnik kökenleri farklı olan, banliyölerde yaşayan ve özellikle Kuzey Afrika kökenli bir kaç kuşaktır Fransız vatandaşları...
Fransızlar bunlar için “Fransa’ya ve kültürüne entegre olamamış eski göçmenler ” tabirini kullanıyorlar.
Peki, Fransa ne yaptı zamanında;
Yıllardır sen onların;
İliklerine kadar sömürüp, ellerindekini bile kendi ülkene taşırsan, "Fransa'ya ve kültürüne entegre" olmalarını nasıl beklersin? Fransız kafası işte, anca bu kadar basabilir, başka ne beklenebilir...
Bu sebeple şu an Fransa'da kalkışmanın veya protestonun içinde olanlar sınıfsal ve ırkçı muameleye karşı çok öfkeliler, her yeri yakıp yıkıyorlar…
*
Ne mı yapıyorlar;
Polisle çatışıyorlar, ölümler ve yaralanmalar var. Tüm dükkanlar, alışveriş merkezleri geceleri yağmalanıyor. Eşlerini yakınlarını da yanlarına dahil olup, televizyon, beyaz eşya çalıyorlar. Hatta Sephora, Nike vb dükkanları patlatıyorlar… Kamu mülküne zarar veriyorlar. Otobüsler yakılıyor.
Zenginlerin evi basılmaya başlanır mı bilmiyorum ama bir valinin evini bastılar, kadın ve 5-7 yaşlarındaki iki çocuğu yaralanmış.
"Adalet arıyorlar" kelimesi ne kadar doğru bilmiyorum.
Nael'i öldüren "Katil" polis hemen o gün olay üzerine tutuklandı, hayat boyu tüm memurluk haklarından men edildi, aileden özür diledi.
*
Diğer tarafta, Fransa'da böyle bir vahşetin bir daha tekrarlanmaması için, polisin yetkilerine itiraz eden, tepki veren, akılcı bir sivil toplum da var.
Şurasının unutulmaması gerekir;
Canın kutsallığı savunulurken, bir kayba kahrolunurken, yeni can(lar) alınmaz, kamuya, kamu malına zarar verilmez…
*
Son söz;
Ülkemizde de 10 milyondan fazla göçmen, sığınmacı var, var olduğu söyleniyor;
Çoğuna da vatandaşlık verildi.
Ve bunlar kendi kültürlerini, örf adet ve geleneklerini yaşıyorlar, yaşatmaya çalışıyorlar.
Tüm bunları yaparken işin içine "Dinî" unsurları da ekleyip "din gibi" lanse ediyorlar..
Ne yazık ki bizde bunlara inanıp, bunlar gibi olmaya, yaşamaya hevesli bir kesim var...
Değerli okurlarım,
Çok dikkatli olmakta yarar var...
Çünkü milyonlarca yabancının vatanında kalmasını kabullenen bir toplum, millet olma vasfını kaybediyor demektir.
Fransa'daki olaylar gözlerimizin önünde seyrederken seyirci kalmayalım, biraz da enine-boyuna özeleştiri yapalım ha ne dersiniz?
