ANA SAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR SİTENE EKLE KÜNYE RSS KAYNAĞI İLETİŞİM

Haberler

Yeni Sayfa 3


KIRIKKALE
Günün en yüksek ve en düşük sıcaklığı gösterilmiştir

Online Ziyaret Durumu

       

DOĞAYI SEV,YEŞİLİ KORU!

Serpil  ERBAY

17 Aralık 2020, 15:34

Serpil ERBAY

İnsan mı doğa için veya doğa mı insan için gerekli? Şüphesiz ortak tek bir cevabı var. Doğa her türlü varlığı ile birbirine göbekten bağlı bir bütündür. Tabiat ana insanoğluna her zaman ana sütü gibi ihtiyaç olmuş, ancak insanoğlu tabiat anayı zaman zaman hırslarıyla üzmüştür. Özellikle son yıllarda gerek siyasi, gerek maddi rant uğruna doğayı ve canlıları yakarak yıkarak ciddi zararlar verdik. Verdiğimiz bu zararlarda iklim değişikliği gibi dengesiz hava şartlarıyla bize olumsuz bir şekilde dönüş yapmaktadır. Yaz yazlığını, kış kışlığını bilmez hale geldi. İlkokullardaki mevsim şeridi anlamını yitirecek neredeyse, mevsimler yaz ve kıştan ibaret artık. Şiirlere konu olan sonbahar ile doğanın uyanışının simgesi olan ilkbahar tarihe karışmak üzere. İlkokulda öğretmenlerimizin öğrettiği gibi göçmen kuşların sonbaharda toplu halde sıcak ülkelere göç ettiklerini göremez olduk; ilkbaharda da ağaçlardan çağla, yazın kayısı toplayamaz hale geldik. Aralık ayının bu kadar sıcak geçmesi doğalgaz faturamızı hafifletse de aslında bir tutarsızlık hakimdir mevsimlerde. Dengesiz yağmurlar doğal afete, az kar yağışı da kuraklığa, barajların boşalmasına sebep olmaktadır. Dikkat etmediğimiz takdirde bunun faturası da ‘’kıtlık’’ olarak dönecektir bize kuşkusuz. Topraktan geldik, topraktan doyduk ve toprağa döneceğiz. Büyük tabloya baktığımız zaman insanın toprağın yapısına uygun olduğunu görebiliriz. Topraktan gelen, topraktan doyan, toprağa muhtaç bir varlığın betona tapması, bu kadar duyarsız olması, topraktan uzaklaşması, ağacı katletmesi, diğer canlılara zulüm etmesi, toprağın o güzel kokusunu hissetmemesi, özlememesi tuhaf. Bilmez ki doğadan alır canını, kanını. İnsanın dışında yaradılış sebebine hizmet etmeyen, yaradılış sebebini çözmek için uğraşmayan sadece kendisi için yaşamaya çalışan başka varlık yoktur doğada. Evreni oluşturan unsurların hiçbiri kendisi için var olmamıştır. Hepsi düzenli bir sistemin içindedir ve sistemin görevini yerine getirir. Hiçbir bitki ve hayvan kendi cinsinin ve karşı cinsinin görevine soyunmaz, kurtarmaya çalışmaz ve yolundan yürümez. Kendi ekosistemi içerisinde, kendi yerinde, kendi görevini yerine getirir; bunu da kusursuz ve karşılıksız yapar. Bir ağaç düşünün; zamanı gelir yapraklarını döker, zamanı gelir çiçek açar, gün gelir meyvesini verir. Bu anlamda doğayı sevmemek kişinin kendi yaradılışını da özümseyemeyişindendir. Bereketi artırmak toprak anayla, yani anneyle ve doğayı paylaştığımız diğer canlılar ile iyi ilişkiler kurmaktan geçer. İnsanoğlu kendisini üstün bir varlık görüp doğaya hükmedeceğini zanneder. Fakat doğa buna izin vermeyecek ve zaman zaman insanoğlunu acımasızca cezalandıracaktır, cezalandırıyor da nitekim. Doğa hiçbir coğrafyanın siyasetiyle, rengiyle, cinsiyle ilgilenmez ‘’Dede koruk yer torunun dişi kamaşır.’’ demişler. Zannetmeyelim ki sadece kendimizden sorumluyuz. Doğulusu batılısından, batılısı güneylisinden, Avrupalı Asyalıdan sorumludur. Bir bölgedeki doğal afetin faturasını o bölge insanına yıkanlar kendi inancını, insanlığını sorgulamalıdırlar. Bir bakıyorsunuz kuzeyde can alıcı seller, batıda yıkıcı depremler, güneyde başka bir afet yaşanıyor. Gelişen teknolojiyle ve şartlarla hayatımızda olmak zorunda olan sanayiyi doğru kullanmadığımız, ekosistemin düzenli işlemesini sağlayamadığımız, zararlı atıkları denize bıraktığımızda denizdeki çok değerli besin kaynağımız olan canlılara fazlasıyla zarar vermekteyiz. Yağmursuzluk ve kar yağmayışı barajları boşaltarak zaten bitmiş tarımı daha da bitirmektedir. Ancak, sorumluluğu hep birlikte paylaştığımız, kurallara riayet ettiğimiz de olumlu sonuçlara ulaşabiliriz. Hayatla ilgili bütün soruların, bolluk ve bereketin ya da yıkımların cevabını doğa bize veriyor esasen. Ormanda ‘’Buraya sincap giremez.’’ diyen bir yazı göremezken, bir sitenin avlusunun dışına ‘’Buraya yabancı araba park edemez.’’ diyen bir yazıyla karşılaşabiliyoruz. Doğayı korumak adına değil de hoyratça kullanmak adına nedir bu sahiplenme duygusu? Hayata farkındalık katmak, tadınca yaşayabilmek için, doğayı bütün unsurlarıyla kabul etmemiz gerekiyor. Kabul edelim ki doğa kendi rengini, insanoğlu da kendi rengini bulsun, özüne dönsün ve doğayla el ele daha güzel yaşanılır bir dünyamız olsun. ‘’SERPİL ERBAY’’

Bu haber 8619 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit
MERHABA SEVGİLİ OKURLARIM.21 Eylül 2021

ANKET

Şu anda seçim olsa oyunuzu hangi partiye verirdiniz?











Tüm Anketler


  Yönetici Girişi 

Altyapı: MyDesign Haber Sistemi