ANA SAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR SİTENE EKLE KÜNYE RSS KAYNAĞI İLETİŞİM

Haberler

Yeni Sayfa 3


KIRIKKALE
Günün en yüksek ve en düşük sıcaklığı gösterilmiştir

Online Ziyaret Durumu

       

Öteki Kadın

Melike AL

25 Kasım 2019, 00:22

Melike AL

Evlilik bazen o kadar ağır olur ki, taşımak için iki değil, üç kişi gerekir.' (Alexandre Dumas) Tarih boyunca nice dramının temasını oluşturan bu üçlü ilişkinin 'Üçüncü Kişisi' olan Öteki Kadın, özellikle geleneksel aile yapısına aykırı düştüğünden, toplum için neredeyse bir günah keçisidir. Yatak odasında göklere çıkartılan, salonlarda yerin dibine batırılan Öteki Kadın'ın öyküsüdür bu hikâye, Öteki kadın olmak.. Küfür gibi yaşamak.. Salıncaktaki üçüncü kişi olmak.. Geceleri evine karısına ve çocuklarına dönen bir adamın kadını olmak..O adamı sevmek, o adama ait hissetmek, o adamın olmak.... Geceleri evine dönen başka bir kadınla koyun koyuna yatan, başka bir evde yemek yiyen, pijamaları başka bir evin dolabında saklanan bir adamı sevmek… Kimselere söyleyememek , aşığım seviyorum diyememek.. Nedense sevmekten başka suçu olmadığı halde sürekli günahkâr ve aşağılık hisseden bir kadın haline gelmek o kadar zordur ki! Asla tamamen sizin olmayacağını bilirsiniz. Evinden karısından ve çocuklarından vazgeçmeyecektir, vazgeçemeyecektir. Siz bile onları terk edip terk etmemesini isteyip istemediğinizi bilemezsiniz. Bir yanınız yalnızca sizin olsun ister, sizinle uyusun, sizinle kalsın yalnızca size ait olsun ister. Bir yanınız “baba” olduğunu hatırlatır size ve siz terk edilen çocuk olmanın ne olduğunu yıllar önce öğrenmişsinizdir, paylaşırsınız sevginizi. Izdırap anlarında sizi terk edip gitsin ister öbür yanınız. Âmâ hiç biri olmaz, o hayatına devam eder, siz arafta kalırsınız.. Onsuz hayat cehennemdir, yalnızca sizin olması ise cennet ve Araf sizin yaşadığınızın adıdır, ne cennettesinizdir ne cehennemde.. Kıskanamazsınız, kıskanmaya hakkınız yoktur. Ne gerçekten size aittir ne de başkasına, kıskansın istersiniz ama “kıskanamaz”.. “kıskanmak” sahiplenmektir “benim” diyebilmektir, diyemez… El ele tutuşup gezemezsiniz sokaklarda, iş çıkısı planlarınız gizli saklıdır. Hep bir korku vardır içinizde, bir yandan da içinizde ki “yılgın” kadın “birileri görsün de ne olacaksa olsun artık” der durur. Âmâ aslında korkarsınız, o “yılgın” kadın da korkar.. Ailenize söyleyecek yalanınız tükenir. Yalnız olmanız gariptir, hep işinizin olması gariptir, telefonlarınızın sık sık kapalı olması gariptir, olanlar gariptir, siz garipsinizdir ve maalesef hiç birinin mantıklı bir açıklaması yoktur. Ağlayamazsınız, ağlarsanız güçsüz ve beklentileri olan bir kadın olacaksınızdır, kaçıp gitmesinden korkarsınız, yalancı bir gülüşten ötesi hakkınız değildir. Bir baba gibi sığındığınıza “analık” eder durursunuz.. Duyulursa “or...pu” olursunuz, “yosma” olursunuz.. Oysa yalnızca seversiniz.. “Gel” dememişsinizdir, “git” de demezsiniz ve “gidecek” olursa sorgulamadan söylenen bir “hoşça kal”dan ötesini söylemeyeceksinizdir, hakkınızdır ama hakkınızdan o kadar çok vazgeçmişsinizdir ki, ne hakkınız ne değil bilemezsiniz… Kimse bilmez, kimse dinlemez “yuva yıkan” olursunuz “yapacak yuvanız” olmayacaktır, oysa siz bu yola parmağınıza takacağınız yüzüğü, elinize sürülecek kınayı, saçınıza takılacak duvağı unutarak girmişsinizdir. Kimse bilmez. Yalnızca seversiniz.. işte öteki Kadın olmak budur. Başkalarının gözünde bir günahkar.,yuva yıkan kadın. Çaresiz, eli kolu bağlı, sevgisine yenik düşmüş bir zavallıdır,. öteki kadın.......!

Bu haber 53 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit
KÖRLER DÖĞÜŞÜ ve BİZ08 Aralık 2019


  Yönetici Girişi 

Altyapı: MyDesign Haber Sistemi